Anayasa Mahkemesi'nin Fatma Yıldırım (B. No: 2014/6577) başvurusunda, icra takibinde satılan taşınmaz bedelinin, sıra cetvelinin kesinleşmesini beklerken uzun süre nemalandırılmamasını mülkiyet hakkı bağlamında nasıl değerlendirmiştir? Mahkeme, bu durumda devletin 'pozitif yükümlülüğünün' ihlal edildiği sonucuna nasıl ulaşmıştır?
Anayasa Mahkemesi, bu durumu Anayasa m. 35'te güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir. Mahkeme, devletin mülkiyet hakkı konusunda sadece müdahale etmeme (negatif) yükümlülüğü değil, aynı zamanda mülkü üçüncü kişilerin müdahalelerine karşı koruma (pozitif) yükümlülüğü de bulunduğunu belirtmiştir. Cebri icra organları, bu pozitif yükümlülük kapsamında kurulmuş mekanizmalardır. Olayda, icra dairesinin kontrolü ve hakimiyeti altında bulunan satış bedelinin, yargılamanın yaklaşık dokuz yıl gibi makul olmayan bir süre uzaması nedeniyle enflasyon karşısında değer kaybetmesi, alacaklının mülkünde bir azalmaya neden olmuştur. AYM'ye göre, devletin pozitif yükümlülüğü, bu değer kaybını önleyici tedbirler almasını gerektirir. Satış bedelinin vadesiz bir hesap yerine nemalandırılan vadeli bir hesapta tutulması, idareye olağanüstü bir külfet yüklemeyen 'basit bir tedbir'dir. Bu basit tedbirin alınmayarak paranın alım gücünün aşınmasına göz yumulması, devletin mülkiyet hakkını koruma yönündeki pozitif yükümlülüğünün ihlali olarak kabul edilmiştir.