Polis tarafından şüphe üzerine yakalanan bir kişinin, kimliğini soran memurlara hayali bir isim söylemesi, ancak bu hayali isimle herhangi bir resmi belge (tutanak vb.) düzenlenmeden gerçek kimliğinin parmak izinden tespit edilmesi durumunda, TCK m. 206 suçu oluşur mu? Bu eylem hangi hukuki norm kapsamında değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #86314

TCK m. 206'daki suçun oluşabilmesi için, yalan beyan üzerine bir 'resmi belgenin düzenlenmiş olması' şarttır. Eğer yalan beyana rağmen, memurun yaptığı araştırma veya başka bir yöntemle gerçek ortaya çıkarılmış ve tüm tutanaklar sanığın gerçek kimliğine göre düzenlenmişse, yani yalan beyan üzerine bir resmi belge vücuda getirilmemişse, TCK m. 206'nın maddi unsuru olan 'belge düzenlenmesi' gerçekleşmemiş olur. Bu durumda eylem, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40. maddesinde düzenlenen 'kimliği bildirmeme' veya 'gerçeğe aykırı beyanda bulunma' kabahatini oluşturur. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2023/4674 K. sayılı kararında da bu ayrım net bir şekilde yapılmış ve yalan beyan üzerine bir resmi belge düzenlenmediği için eylemin TCK m. 206'daki suçu değil, Kabahatler Kanunu'ndaki kabahati oluşturduğuna hükmedilmiştir.