Bir kişinin, işlediği bir trafik kabahati nedeniyle hakkında idari yaptırım uygulanmasını engellemek amacıyla görevli memura başkasının kimlik bilgilerini vermesi eylemi, TCK m. 268 (Başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma) suçunu mu, yoksa TCK m. 206 (Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan) suçunu mu oluşturur? Bu iki suç arasındaki temel ayrım nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #86313

Bu eylem, TCK m. 206'da düzenlenen 'resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan' suçunu oluşturur. İki suç arasındaki temel ayrım, 'amaç' unsurunda ve 'işlenen fiilin niteliğinde' yatmaktadır. TCK m. 268'deki suçun (iftira suçunun özel bir şekli) oluşabilmesi için, failin 'işlediği bir suç (kabahat değil) nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek' amacıyla hareket etmesi gerekir. Oysa trafik kabahati, bir 'suç' değil, bir 'idari yaptırım' gerektiren fiildir. Bu nedenle TCK m. 268'in unsurları oluşmaz. Fail, bir idari yaptırımdan kurtulmak için kamu görevlisine yalan beyanda bulunarak, hukuki sonuç doğuran bir 'resmi belge' (trafik idari para cezası karar tutanağı) düzenlenmesine neden olmaktadır. Bu eylem, doğrudan TCK m. 206'nın tanımına uymaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (K: 2015/1549) ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin (K: 2015/3579) kararları da bu yöndedir.