TCK m. 206'da düzenlenen 'resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan' suçunun oluşabilmesi için, beyanda bulunulan kamu görevlisinin beyanın doğruluğunu araştırma yükümlülüğünün bulunup bulunmamasının önemi nedir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu konuda hangi kriteri benimsemiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #86312

Bu suçun oluşabilmesi için kilit unsur, düzenlenen resmi belgenin ispat gücünün doğrudan doğruya kişinin beyanına dayanmasıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 01.04.2014 tarihli ve 2013/9-452 E., 2014/153 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi; eğer beyanı alan kamu görevlisinin, beyanın doğruluğunu başkaca bir araştırma veya inceleme yaparak teyit etme yükümlülüğü varsa ve belge bu araştırma sonucuna göre düzenleniyorsa, TCK m. 206'daki suç oluşmaz. Çünkü bu durumda belgenin ispat gücü, kişinin yalan beyanına değil, memurun yaptığı tahkikata dayanmaktadır. Suçun oluşması için, kamu görevlisinin başka bir delil aramaksızın, kişinin beyanını doğru kabul ederek hukuki sonuç doğuran bir resmi belge düzenlemesi gerekir. Örneğin, trafik polisinin kimlik sorması üzerine başkasının kimlik bilgilerini vererek ceza tutanağı düzenletmek bu suçu oluştururken, bir kurumun, beyanın doğruluğunu (örneğin SGK'nın fiili çalışmayı) araştırma yükümlülüğü varsa, bu araştırma sonucu düzenlenen belgede TCK m. 206 oluşmayabilir (Yargıtay 21. CD - K: 2017/1447).