Bir ceza davasında, soruşturmanın başlamasına dayanak olan istihbari raporda adı geçen muhbirin (ihbarcının) mahkemede dinlenmesi gerekli midir? Yargıtay içtihatları bu konuda nasıl bir yol izlenmesini öngörmektedir?
Evet, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve delillerin tartışılarak değerlendirilmesi ilkesi (CMK m. 216-217) gereğince, muhbirin dinlenmesi genellikle gereklidir. Sanığın suçlamaları reddettiği ve mahkumiyet için yeterli başka somut delil bulunmadığı durumlarda, istihbari bilginin kaynağı olan muhbirin dinlenmesi kritik önem taşır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2011/4420 E. sayılı kararında, 'Olayı ihbar eden muhbir biliniyorsa kimliği ile adresi ilgili kolluk biriminden sorularak bu kişinin tanık olarak dinlenmesi' gerektiği, aksi durumun eksik inceleme sayılacağı belirtilmiştir. Benzer şekilde, Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2015/15929 E. sayılı kararında da, 'tespiti mümkün olduğu takdirde istihbari bilgiyi veren kişi veya kişilerin de tanık olarak dinlenmesi' gerektiği vurgulanmıştır. Bu dinleme, tanığın kimliği gizlenerek 'gizli tanık' statüsünde de yapılabilir. Amaç, delilin kaynağını sorgulamak, güvenilirliğini test etmek ve sanığa (veya müdafiine) soru sorma hakkı tanıyarak 'silahların eşitliği' ilkesini sağlamaktır.