Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında benimsenen 'objektif tarafsızlık' ve 'sübjektif tarafsızlık' kavramları ne anlama gelmektedir? Bir hakimin, aynı davada daha önce soruşturma evresinde görev yapmış olmasının kovuşturma evresinde görev yapamaması (CMK m. 23/2) hangi tarafsızlık türü ile ilgilidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #86296

AİHM içtihatlarına göre: 1) Sübjektif tarafsızlık, hakimin kişisel olarak, zihninde herhangi bir önyargı veya taraf tutma eğilimi olmamasını ifade eder. Bu, hakimin bireysel tutumuyla ilgilidir ve aksi ispatlanana kadar var olduğu kabul edilir. 2) Objektif tarafsızlık ise, hakimin kişisel tutumundan bağımsız olarak, mahkemenin ve yargılamanın dışarıdan bakıldığında tarafsız bir görünüme sahip olmasını, hak arayan kişilere güven vermesini ifade eder. Kurumsal bir güvencedir. Bir hakimin aynı davada hem soruşturma evresinde (örneğin tutuklama kararı vererek) hem de kovuşturma evresinde (esas hakkında hüküm kurarak) görev yapması, kişisel olarak tarafsız olsa bile, daha önce dava dosyasıyla ilgili bir kanaat oluşturduğu izlenimi yaratabilir. Bu durum, 'görünüşte tarafsızlık' ilkesini zedeler. Dolayısıyla, CMK m. 23/2'de yer alan 'Aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan hakim, kovuşturma evresinde görev yapamaz.' yasağı, doğrudan doğruya 'objektif tarafsızlığı' sağlamaya yönelik bir kuraldır.