Şantaj suçundan açılan bir davada, mahkemenin suç vasfını 'özel hayatın gizliliğini ihlal' olarak değiştirmesi ve bu suçtan hüküm kurması usulen mümkün müdür? Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2014/6215 E., 2015/20879 K. sayılı kararında bu konuda nasıl bir usulî ilkeye dikkat çekmiştir?
CMK m. 226'ya göre sanık, iddianamede gösterilen fiilin hukuki nitelendirmesindeki değişmeden önce ek savunma hakkı verilerek başka bir suçtan cezalandırılabilir. Ancak bu, o suçtan açılmış bir dava olmasını gerektirir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin anılan kararında belirttiği üzere, şantaj suçundan açılan bir davada, mahkeme fiilin aslında özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğunu düşünüyorsa, bu suçtan ayrıca bir kamu davası açılmasını sağlamadan, sadece sanığa ek savunma hakkı vererek bu suçtan hüküm kuramaz. Aksi takdirde 'davasız yargılama olmaz' ilkesi ihlal edilmiş olur. Mahkemenin yapması gereken, suç duyurusunda bulunarak yeni bir iddianame düzenlenmesini sağlamak ve davaları birleştirmektir. Ayrıca, karar 'kabule göre de' diyerek, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun TCK m. 139 gereği şikayete tabi olduğunu ve mağdurun şikayetçi olmaması halinde sanığın hukuki durumunun buna göre değerlendirilmesi gerektiğini de vurgulamıştır.