Bir kimse, hakkında açılan ilamsız icra takibine karşı 'borcum yoktur' diye itiraz etmiş, alacaklı da itirazın iptali davası açmıştır. Davalı borçlu, bu davada ilk defa 'borcun dayandığı sözleşmedeki imza bana ait değildir' şeklinde bir savunma yapabilir mi?
Bu durum tartışmalıdır. Kural olarak, İİK m. 63, senet altındaki imzaya itirazın 'ayrıca ve açıkça' icra dairesine bildirilmesi gerektiğini, aksi halde senedin kendisinden sadır sayılacağını belirtir. Bu kural, özellikle itirazın kaldırılması (İİK m. 68) yolunda katı bir şekilde uygulanır. Yani icra dairesine imza itirazında bulunmayan borçlu, icra mahkemesinde bu iddiayı ileri süremez. Ancak, itirazın iptali davası genel hükümlere göre görülen bir dava olduğu için, Yargıtay'ın bazı kararlarında, borçlunun genel 'borca itirazının' imza inkarını da kapsayabileceği ve bu iddianın genel mahkemede (itirazın iptali davasında) savunma olarak ileri sürülebileceği kabul edilmektedir. Ancak daha güvenli yol, imzaya itirazın en başta icra dairesine açıkça yapılmasıdır.