Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/3993 E. sayılı kararında, kumar oynadığı için hakkında kabahat işlemi yapılabilecek bir tanığın, 'yalan tanıklık' suçundan cezalandırılması bozulmuştur. Bu karar, tanığın yalan söyleme hakkı olduğu anlamına mı gelir?
Hayır, tanığın yalan söyleme hakkı olduğu anlamına gelmez. Kararın temeli, tanığa CMK m. 48 uyarınca 'çekinme hakkının' hatırlatılmamış olmasıdır. Tanık, doğruyu söyleseydi kendisi hakkında kabahatten işlem yapılacaktı. Kanun, bu durumda tanığa susma (cevap vermekten çekinme) hakkı tanımıştır. Mahkeme, bu hakkı tanığa hatırlatmayarak onu 'doğruyu söylerse ceza alma, yalan söylerse yalan tanıklıktan ceza alma' ikilemine sokmuştur. Bu, adil yargılanma hakkına aykırıdır. Eğer tanığa çekinme hakkı hatırlatılsaydı ve tanık bu hakkı kullanmayıp konuşmayı seçerek yalan söyleseydi, o zaman yalan tanıklık suçundan cezalandırılabilirdi. Yani karar, tanığın yalan söyleme hakkını değil, yasal bir hakkı hatırlatılmadan ifade vermeye zorlanamayacağını vurgulamaktadır.