Anayasa Mahkemesi *Esra Saraç Arslan* kararında, ByLock delilinin güvenilirliğinin sınanması için bilirkişi talebinin reddedilmesini ihlal sayarken, Yargıtay'ın aynı davada 'ayrıntılı rapor getirtilmemesini sonuca etkili görmemesini' eleştirmiştir. Bu durum, Yargıtay'ın delil takdiri ile AYM'nin hak temelli denetimi arasındaki farkı nasıl ortaya koymaktadır?
Bu durum, iki mahkemenin denetim kapsamı arasındaki temel farkı ortaya koymaktadır. Yargıtay, bir 'kanun yolu' merciidir ve delillerin olaya uygunluğunu, mahkumiyete yeterli olup olmadığını, yani 'delil takdirini' denetler. Yargıtay, sanığın ilk baştaki ikrarını ve diğer dosya kapsamını yeterli görerek, ek bir raporun getirilmemesinin 'sonucu değiştirmeyeceği' kanaatine varmış, yani bir delil yeterliliği değerlendirmesi yapmıştır. Anayasa Mahkemesi ise bir 'hak' merciidir. Delilin yeterli olup olmadığıyla değil, o delilin elde edilmesi ve tartışılması sürecinde sanığın 'adil yargılanma hakkı' kapsamındaki usuli güvencelerinin (silahların eşitliği, çelişmeli yargılama) korunup korunmadığıyla ilgilenir. AYM'ye göre, delil ne kadar güçlü görünürse görünsün, eğer savunma makamına o delilin güvenilirliğini sınama imkanı tanınmamışsa, yargılama adil değildir. Dolayısıyla Yargıtay 'sonuca' odaklanırken, AYM 'sürecin adilliğine' odaklanmıştır ve bu farklı bakış açıları, farklı kararlara yol açmıştır.