Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2021/13786 E. sayılı kararında, 'Sanığın kendisinin de katıldığı suçlarla ilgili tanık sıfatıyla dinlenmemesi' gerektiği belirtilmiştir. Bir sanığın, kendisinin de iştirak ettiği bir eylem hakkında başka bir sanığın davasında 'tanık' olarak dinlenmesi ile kendi davasında 'sanık' olarak beyanda bulunması arasında ne fark vardır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #85438

Hukuki statü ve usul açısından önemli farklar vardır. Sanığın, iştirak ettiği suçla ilgili başka bir sanığın davasında 'tanık' olarak dinlenmesi, CMK sistematiğine aykırıdır çünkü o kişi o eylemin failidir, tanığı değil. Tanık, olayı dışarıdan gözlemleyen kişidir. Sanık olarak dinlendiğinde ise, susma hakkı (CMK m. 147) vardır ve yalan beyanda bulunmaktan cezalandırılmaz (kendi suçunu gizlemek amacıyla olduğu sürece). Tanık olarak dinlendiğinde ise, doğruyu söyleme ve yemin etme yükümlülüğü (CMK m. 50 ve 54) altına girer ve yalan söylerse yalan tanıklık suçunu (TCK m. 272) işler. Yargıtay kararındaki ifade, bir kişinin aynı fiilin hem sanığı hem de tanığı olamayacağını, sanığın açıklamalarının 'sanık beyanı' olarak alınması ve delil değerinin bu çerçevede takdir edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Sanığın bu beyanları, diğer delillerle desteklendiğinde elbette hükme esas alınabilir.