TTK Geçici 7. madde uyarınca sicilden terkin edilen bir şirket ile TTK m. 533 vd. uyarınca normal tasfiye sürecinden geçerek terkin edilen bir şirketin yeniden canlandırılması (ihya/ek tasfiye) arasında temel bir fark var mıdır?
Evet, temel bir fark vardır. Normal tasfiye süreci (TTK m. 533 vd.) sonunda terkin edilen bir şirketin yeniden canlandırılması, sadece 'ek tasfiye' (TTK m. 547) amacına yöneliktir. Yani, unutulmuş bir malvarlığı veya borç gibi eksik kalmış bir tasfiye işlemini tamamlamak için şirket geçici olarak canlandırılır ve işlem bitince tekrar silinir. TTK Geçici 7. madde uyarınca resen terkin edilen bir şirketin ihyası ise iki farklı amaca hizmet edebilir: 1) Tıpkı normal tasfiyede olduğu gibi, sonradan ortaya çıkan bir hukuki ihtiyacı karşılamak için 'ek tasfiye' yapılması. 2) Resen terkin işleminin, kanunda öngörülen usule (örneğin devam eden dava varken silinmesi gibi) aykırı olarak yapıldığı iddiasıyla 'terkin işleminin iptali'. Bu ikinci durumda verilecek ihya kararı, bir ek tasfiye değil, usulsüz idari işlemin iptali niteliğindedir ve şirket, terkin öncesindeki hukuki statüsüne tam olarak geri döner. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/338 E. sayılı kararı, mahkemelerin bu ayrımı gözeterek, alacaklının amacına ek tasfiye ile ulaşılabiliyorsa bu yolu tercih etmesi gerektiğini vurgulamıştır.