TMK m. 989/1, malı rızası dışında elinden çıkan zilyedin 5 yıl içinde istihkak davası (taşınır davası) açabileceğini düzenler. Yargıtay HGK 2017/1367 sayılı kararındaki olayda, aracını harici sözleşmeyle teslim eden ilk malik, parasını alamayınca aracının 'çalındığını' iddia ederek suç duyurusunda bulunmuştur. Bu iddia, olayın hukuki niteliğini TMK m. 989 kapsamına sokar mı?
Hayır, sokmaz. Bir olayın hukuki niteliği, tarafların ona verdiği isimle değil, olayın somut gerçekleşme biçimiyle belirlenir. Yargıtay kararında, ilk malikin aracını ve ruhsatını bir sözleşme karşılığında ve bedelinin bir kısmını alarak kendi iradesiyle teslim ettiği maddi bir vakıa olarak tespit edilmiştir. Parasını alamaması, bu rızai teslimi sonradan 'hırsızlık' haline getirmez. Bu durum, borçlar hukukunu ilgilendiren bir 'alacak' sorunudur (dolandırıcılık veya güveni kötüye kullanma suçlarını oluşturabilir, ancak bu hırsızlık değildir). Eşya hukuku açısından önemli olan, zilyetliğin devri anındaki iradedir. Zilyetlik rıza ile devredildiği için, olay TMK m. 988 kapsamında 'emin sıfatıyla zilyetlik' durumudur ve ilk malikin sonradan 'çalındı' demesi, bu hukuki nitelendirmeyi değiştirmez.