Belirsiz alacak davası açan davacı, yargılama sırasında alacak miktarı bilirkişi raporuyla belirlendikten sonra, talep artırım dilekçesi vermek yerine davayı 'ıslah' ederse, bunun hukuki sonucu ne olur? Bu iki yol arasında bir fark var mıdır?
Hukuken büyük bir fark vardır ve bu, davacının aleyhine sonuçlar doğurabilir. HMK m. 107/2, belirsiz alacak davasında alacak belirlendiğinde, davacının 'iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın' talebini artırabileceğini belirtir. Bu, ıslah değildir ve davacının tek olan ıslah hakkını tüketmez. Ayrıca bu yolla artırılan miktar için faiz dava tarihinden başlar. Eğer davacı, bu özel yolu kullanmak yerine davayı 'ıslah' ederse (HMK m. 176 vd.), öncelikle tek olan ıslah hakkını kullanmış olur. Daha da önemlisi, bazı Yargıtay kararlarına göre, ıslahla artırılan miktar için faiz 'ıslah tarihinden' itibaren istenebilir. Bu da davacının dava tarihi ile ıslah tarihi arasındaki faiz alacağını kaybetmesine neden olabilir. Bu nedenle, belirsiz alacak davasında talebin artırılması için ıslah yoluna değil, HMK m. 107/2'deki özel talep artırımı yoluna başvurulmalıdır.