Bir ceza davasında, sanığın eylemi Yargıtay tarafından 'kasten öldürmeye iştirak' olarak nitelendirilmiş, ancak yerel mahkeme 'basit kasten yaralama' olduğu gerekçesiyle direnmiştir. Bu iki suç tipi arasındaki temel fark, sanığın 'kastının' kapsamı açısından nasıl açıklanabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #85366

Temel fark, sanığın öngördüğü ve istediği (veya en azından kabullendiği) neticenin ne olduğudur. 'Basit kasten yaralama'da (TCK m. 86), sanığın kastı sadece mağdurun vücuduna acı vermek veya sağlığını ya da algılama yeteneğini bozmaya yöneliktir; ölüm sonucunu istemez ve öngörmez. 'Kasten öldürmeye iştirak'te ise, sanık ya doğrudan ölüm sonucunu istemekte (doğrudan kast) ya da kendi eyleminin veya ortağının eyleminin ölümle sonuçlanabileceğini öngörmesine rağmen bu sonucu kabullenerek (olası kast) hareket etmektedir. Yargıtay CGK 2017/279 E. sayılı kararında, sanığın, ortağının öldürücü bıçak darbeleri vurduğunu görmesine rağmen, maktulün direncini kırmaya yönelik eylemlerine devam etmesi, ölüm sonucunu en azından 'olası kast' ile benimsediğini ve bu nedenle kastının yaralamayı aştığını, öldürmeye iştirak boyutuna ulaştığını kabul etmiştir.