TMK m. 988 (emin sıfatıyla zilyetten iyiniyetle kazanım) ile TMK m. 2 (dürüstlük kuralı) arasında bir çatışma olabilir mi? Yargıtay HGK 2017/1367 sayılı kararındaki olayda, davacı-karşı davalıların noter satışı ile araç almalarına rağmen yerel mahkemenin onları 'kötü niyetli' saymasının altında yatan mantık neydi ve HGK bu mantığı neden reddetti?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #85328

Evet, teorik olarak bir çatışma olabilir. Bir kişi şeklen TMK m. 988'in koşullarını sağlasa bile, işlemin genel koşulları, ödenen bedelin düşüklüğü gibi unsurlar, kişinin aslında durumu bilmesi gerektiği veya en azından şüphelenmesi gerektiği sonucunu doğurabilir ve bu durum TMK m. 2'deki dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edebilir. Yerel mahkeme, kararında bu mantıkla hareket etmiştir. Davacıların Savcılık ifadeleri, noter satış belgeleri ve dosya kapsamındaki diğer unsurları (muhtemelen ödenen bedel, satıcının tavırları vb.) değerlendirerek, onların 'durumun gereklerine göre kendilerinden beklenen özeni göstermedikleri' ve dolayısıyla sübjektif iyi niyet koşulunun oluşmadığı kanaatine varmıştır. Ancak Hukuk Genel Kurulu, bu değerlendirmenin yanlış olduğunu belirtmiştir. HGK'ya göre, davacıların sahtekarlığı yapan kişiyle işbirliği yaptığına dair hiçbir delil olmaması, haklarında takipsizlik kararı verilmesi ve işlemin noter gibi resmi bir kanalla yapılmış olması, onların iyi niyetli kabul edilmesi için yeterlidir. Yerel mahkemenin yorumunun, iyi niyetin ispatını neredeyse imkansız hale getiren aşırı bir yorum olduğu ve delillerin yanlış değerlendirildiği sonucuna varılmıştır.