*Kadir Sağdıç* davasında İHAM, 'görünür gerçeklik' kavramının yerel mahkemelerce hatalı uygulandığını belirtmiştir. Bu kavramın doğru uygulanması nasıl olmalıdır ve somut olayda neden hatalı bulunmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #85326

'Görünür gerçeklik' (apparent reality) ilkesi, basının, yayın yaptığı andaki mevcut ve görünürdeki olgulara dayanarak haber yapmasını ifade eder. Bu ilkenin uygulanabilmesi için, haberin dayandığı olguların en azından bir iddianame gibi resmi bir belgeye dayanması veya kamusal bir tartışmanın parçası olması gerekir. İHAM, *Kadir Sağdıç* davasında bu kavramın hatalı uygulandığına karar vermiştir, çünkü: 1) Yayınların yapıldığı tarihte ortada bir iddianame yoktur, sadece gizli yürütülen bir soruşturma vardır. Dolayısıyla, atıf yapılacak 'görünür' bir hukuki gerçeklik mevcut değildir. 2) Haberlerin dayanağı, soruşturma dosyasına kimliği belirsiz kişilerce 'sızdırılmış' ve sonradan sahte olduğu anlaşılan belgelerdir. Bu durum, 'gerçeklik' unsurunu temelden sarsmaktadır. Yerel mahkemenin, yayınlardan aylar sonra düzenlenen iddianameyi gerekçe göstererek, yayın tarihinde 'görünür gerçeklik' olduğunu kabul etmesi, olayları geriye dönük olarak meşrulaştırma anlamına gelir ve bu, kavramın yanlış anlaşılmasıdır. İHAM'a göre, görünür gerçeklik, yayının yapıldığı 'an' itibarıyla değerlendirilmelidir.