TMK m. 988, emin sıfatıyla zilyetten iyi niyetle mülkiyet edinenin kazanımını korur. Yargıtay HGK 2017/1367 sayılı kararındaki olayda, aracın ilk alıcısı, sahte kimlik kullanan bir kişiden aracı noter satışı ile almıştır. Bu durumda alıcının 'iyi niyetli' olup olmadığının tespiti için hangi kriterler göz önünde bulundurulmalıdır?
İyi niyetin tespiti, TMK m. 3'teki subjektif iyi niyet kuralına göre yapılır. Buna göre iyi niyet, 'bir hakkın doğumuna engel olan bir durumu, gerekli tüm dikkat ve özeni göstermesine rağmen bilmemek veya bilebilecek durumda olmamak'tır. Yargıtay kararındaki olayda, alıcının iyi niyetli olup olmadığının tespitinde şu kriterler önemlidir: 1) **İşlemin Yapıldığı Yer ve Şekil:** Satışın noter gibi resmi bir makamda yapılmış olması, alıcının iyi niyetini destekleyen güçlü bir karinedir. 2) **Belgelerin İncelenmesi:** Alıcının, satıcının sunduğu kimlik ve araç ruhsatı gibi belgelerde bariz bir sahtelik olup olmadığını kontrol etmesi beklenir. Ancak alıcıdan bir grafolog gibi sahteciliği tespit etmesi beklenemez. 3) **Trafik Kayıtları:** Alıcının, aracı satın almadan önce trafik kayıtlarında bir şerh, tedbir veya çalıntı kaydı olup olmadığını kontrol etmesi gerekir. Kararda, alıcının aracı satın aldığında kayıtlarda çalıntı şerhi bulunmadığı vurgulanmıştır. 4) **Satıcı ile İşbirliği:** Alıcının, sahtekarlığı yapan kişi ile işbirliği içinde olduğuna veya durumu bilerek ondan faydalandığına dair bir delil olup olmadığı araştırılır. Kararda, davacıların satıcı ile birlikte hareket ettiğine dair bir delil bulunamadığı belirtilmiştir. Tüm bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, alıcıların gerekli özeni gösterdiği ve iyi niyetli olduğu sonucuna varılmıştır.