Anayasa Mahkemesi, *Esra Saraç Arslan* ve *Özlem Yıldırım* kararlarında ByLock ile ilgili farklı sonuçlara varmıştır. Bu iki karar arasındaki temel fark nedir? *Özlem Yıldırım* başvurusunun 'açıkça dayanaktan yoksunluk' nedeniyle kabul edilemez bulunmasının arkasındaki ana gerekçe ne olmuştur?
İki karar arasındaki temel fark, dava dosyasına sunulan delillerin niteliği ve sanığa tanınan usuli güvencelerin kapsamıdır. *Esra Saraç Arslan* davasında, dosyada sadece basit bir 'ByLock Sorgu Sonucu Tutanağı' ve 'CGNAT' kayıtları varken ve sanığın bu delillerin güvenilirliğini sınamak için istediği bilirkişi talebi reddedilmişken; *Özlem Yıldırım* davasında ise dosyaya ayrıntılı bir 'ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı' sunulmuştur. Bu tutanakta, sanığın user-ID bilgileri, arkadaş eklediği kişiler ve en önemlisi 'mesaj ve e-posta içerikleri' gibi somut veriler yer almaktadır. AYM, *Özlem Yıldırım* kararında, bu ayrıntılı ve içerik barındıran tutanağın dosyada bulunması, sanığa bu tutanağa karşı itirazlarını öne sürme fırsatı tanınmış olması ve mesaj içeriklerinin ByLock'un örgütsel amaçla kullanıldığını göstermesi nedeniyle, mahkemenin bu delile dayanmasında 'açık bir keyfilik' veya 'bariz takdir hatası' bulunmadığı sonucuna varmıştır. Sanığın usuli güvenceleri tümüyle etkisiz hale getirilmediği için, ByLock'un delil olarak kullanılmasına ilişkin iddiaların bir 'kanun yolu şikayeti' niteliğinde olduğuna ve bireysel başvuru kapsamında incelenemeyeceğine karar vererek başvuruyu 'açıkça dayanaktan yoksunluk' nedeniyle kabul edilemez bulmuştur.