HMK m. 405 uyarınca 'delil tespiti dosyası'nın hukuki niteliği nedir ve asıl davada delil olarak nasıl bir değere sahiptir?
HMK m. 405'e göre delil tespiti dosyası, 'asıl dava dosyasının eki sayılır ve onunla birleştirilir'. Bu, delil tespiti yoluyla elde edilen raporların ve tutanakların, asıl davanın bir parçası haline geldiği anlamına gelir. Delil tespiti, tek başına bir hüküm niteliği taşımaz; sadece mevcut bir durumun veya delilin kaybolma tehlikesine karşı önceden tespit edilmesini sağlar. Hukuki değeri açısından, delil tespiti raporu (örneğin bir bilirkişi raporu), 'takdiri delil' niteliğindedir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2015/5944 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu rapora karşı tarafların itiraz hakkı vardır ve mahkeme bu raporla bağlı değildir. Mahkeme, tespitteki raporu yetersiz bulursa veya taraflar haklı itirazlar ileri sürerse, asıl dava sırasında yeniden keşif yapabilir veya yeni bir bilirkişi raporu alabilir. Delil tespiti raporuna süresinde itiraz edilmemesi, onu kesin delil haline getirmez.