Ticaret sicilinden 6102 sayılı TTK'nın Geçici 7. maddesi uyarınca resen terkin edilen bir şirketin alacaklısı, bu şirkete karşı dava açabilmek için şirketin ihyasını talep ettiğinde, mahkemenin öncelikle hangi kurumu (ek tasfiye mi, yoksa terkinin iptali niteliğindeki ihya mı) değerlendirmesi gerekir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/338 E. sayılı kararının bu konudaki yaklaşımı nedir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun anılan kararında, bu tür davalarda mahkemenin öncelikle 'menfaatler dengesini' gözetmesi ve davacının amacına TTK m. 547'de düzenlenen 'ek tasfiye' ile ulaşıp ulaşamayacağını değerlendirmesi gerektiği belirtilmiştir. Eğer davacının amacı, devam eden bir davada taraf teşkili sağlamak veya bir alacağı tahsil etmek gibi sınırlı bir amaç ise, bu amaca 'ek tasfiye' yoluyla ulaşılabilir. Bu durumda, TTK Geçici 7. madde uyarınca yapılan terkin işleminin usulüne uygun olup olmadığını araştırmadan, şartları varsa, dosya kapsamıyla sınırlı olarak şirketin ek tasfiyesine ve bir tasfiye memuru atanmasına karar verilmelidir. Şirketin, terkinin iptali niteliğindeki tam ihyası, daha istisnai bir durum olup, özellikle resen terkin sürecinin hukuka aykırı olarak işletildiği ve bu durumun düzeltilmesinde şirketin pay sahipleri gibi kişilerin de menfaati olduğu durumlarda gündeme gelmelidir. Alacaklının hukuki yararı ek tasfiye ile karşılanabiliyorsa, bu yol tercih edilmelidir.