HMK m. 219 uyarınca tarafların ellerindeki belgeleri mahkemeye ibraz etme zorunluluğu, uygulamada delil yükü ile nasıl bir etkileşim içindedir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/895 E., 2018/1319 K. sayılı kararında ispat yükü ve belge ibrazı ilişkisi nasıl kurulmuştur?
HMK m. 219'daki belge ibrazı zorunluluğu, ispat yükünü tersine çevirmez ancak ispat faaliyetini doğrudan etkiler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun anılan kararında, ispat yükünün kural olarak TMK m. 6 ve HMK m. 190 uyarınca, iddia ettiği vakıadan kendi lehine hak çıkaran tarafa, yani davacıya ait olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, araçtaki arızanın gizli ayıp (imalat hatası) olduğunu iddia eden davacı, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Davalı, elindeki delil (arızalı parça) olan silindir kapağını 'imha ettim' diyerek sunmaktan kaçınmıştır. Mahkeme, bu durumu davalının kusuru olarak değerlendirip davayı kabul etmişse de, Yargıtay bu yaklaşımı doğru bulmamıştır. Çünkü davacının, davalının delili sunmamasından faydalanabilmesi için öncelikle kendi iddiasını başka delillerle güçlendirmesi gerekir. Davalının belgeyi ibraz etmemesi, HMK m. 220 uyarınca mahkemenin diğer tarafın (davacının) o belgeyle ilgili beyanını kabul edebileceği sonucunu doğurabilir, ancak bu durum ispat yükü tamamen davacıda iken, tek başına davanın kabulü için yeterli değildir. Kararda, ispat yükü altındaki davacının, davalının delili yok etmesine rağmen kendi iddiasını kanıtlayamaması nedeniyle davanın reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.