Bir ceza davasında, sanığın eyleminin kasten öldürmeye iştirak mi yoksa kasten yaralama mı olduğu tartışılırken, Adli Tıp Kurumu raporları arasında çelişki bulunması durumunda mahkemenin izlemesi gereken usuli yol nedir? (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/279 E. sayılı kararı kapsamında)
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında atıf yapılan Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin ilk bozma kararında bu durum açıkça belirtilmiştir. Karara göre, maktuldeki yaraların tek mi yoksa birden fazla kesici-delici aletle mi meydana geldiği konusunda Adli Tıp Kurumu'nun farklı birimleri veya uzmanları tarafından verilen raporlar arasında çelişki varsa, mahkeme bu çelişkiyi gidermekle yükümlüdür. Bu, 'eksik kovuşturma' ile hüküm kurulmasını engellemek için zorunludur. Mahkemenin yapması gereken, dosyadaki tüm tıbbi evrak, otopsi tutanakları, raporlar ve emanetteki suç aletleri ile birlikte dosyayı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na (gerekirse Adli Tıp Genel Kurulu'na) göndererek, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesini ve yaraların tek mi yoksa birden fazla aletle mi oluştuğunun kesin olarak tespitini içeren nihai bir rapor almaktır. Bu yapılmadan hüküm kurulması, bozma nedenidir.