Belirsiz alacak davası ile tespit davası arasındaki ilişki, HMK m. 107/3 ışığında nasıl kurulmuştur? Bu hüküm, 'eda davası açma imkanı olan yerde tespit davası açılamaz' genel kuralına nasıl bir istisna getirmiştir?
HMK m. 107/3, bu iki dava türü arasında özel bir ilişki kurmuştur. Normalde, bir alacaklı alacağını doğrudan talep edebileceği bir eda davası açabilecekken, sadece alacağın varlığının tespitini istediği bir tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur. Ancak, HMK m. 107/3, 'kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir' diyerek bu kurala önemli bir istisna getirmiştir. Bu, özellikle alacağın bir kısmının belirli, bir kısmının belirsiz olduğu ve zamanaşımı tehlikesi bulunan durumlarda, davacıya, belirli olan kısım için 'kısmi eda', belirsiz olan kısım için ise 'tespit' talebini aynı davada birleştirme imkanı tanır. Kanun, bu özel durumda hukuki yararın varlığını bir karine olarak kabul ederek, davacının hak kaybını önlemektedir. (Bkz: kadimhukuk.com.tr/makale/belirsiz-alacak-davasi-hmk-107-madde/)