Yargıtay HGK'nın 2023/338 E. sayılı kararında, resen terkin edilen bir şirketle ilgili açılan ihya davasında, mahkemenin, terkin işleminin usulsüz olup olmadığını araştırmadan doğrudan 'ek tasfiye' kararı verebileceği belirtilmiştir. Bu durum, mahkemenin 'taleple bağlılık ilkesi'ne (HMK m. 26) aykırılık teşkil eder mi?
İlk bakışta aykırılık gibi görünse de, Yargıtay bu durumu taleple bağlılık ilkesinin bir ihlali olarak görmemektedir. Bunun nedeni, davacının nihai amacının (hukuki menfaatinin), şirketin belirli bir işlem (örneğin bir davanın takibi) için yeniden hukuki varlık kazanması olmasıdır. Davacı, bu amaca ulaşmak için 'ihya' talep etmiş olsa da, aynı amaca daha basit ve kanunun amacına daha uygun bir yol olan 'ek tasfiye' ile de ulaşılabilmektedir. Mahkeme, 'çoğun içinde az da vardır' ilkesinin bir benzeri olan bu yorumla, davacının asıl amacını gerçekleştiren ancak hukuki nitelendirmesi farklı olan bir karar vermektedir. Bu, talebin özünü değiştirmeyen, sadece hukuki nitelendirmeyi düzelten bir yaklaşımdır ve taleple bağlılık ilkesini ihlal etmez. Zira her iki durumda da şirket, sınırlı bir amaç için geçici olarak yeniden sicile kaydedilmektedir. (Bkz: www.zulkufarslan.av.tr/limited-sirketin-ek-tasfiyesi/)