Anayasa Mahkemesi ve İHAM'ın, FETÖ/PDY üyeliği gibi davalarda bireysel başvuruları incelerken, kendilerini derece mahkemelerinin yerine koyarak delil değerlendirmesi yapmaktan kaçınmalarının temelindeki ilke nedir ve bu ilkeyi hangi durumlarda esnetirler?
Bu tutumun temelindeki ilke 'dördüncü merci yasağı'dır. Bu ilkeye göre, bireysel başvuru mercileri (AYM ve İHAM), ulusal mahkemelerin kanunları yorumlaması veya delilleri değerlendirmesindeki hataları denetleyen bir temyiz mercii gibi hareket edemez. Ancak, bu mahkemeler, delillerin değerlendirilme şeklinin veya kanun yorumunun 'açık bir keyfilik', 'bariz bir takdir hatası' veya 'dayanaktan yoksunluk' içerdiği ve bu durumun yargılamanın bütününü adil olmaktan çıkararak Anayasa veya Sözleşme ile korunan bir hakkı ihlal ettiği durumlarda bu ilkeyi esnetirler. Örneğin, Esra Saraç Arslan kararında olduğu gibi, delile karşı savunma hakkının bariz bir şekilde kısıtlanması, adil yargılanma hakkı ihlali sayılarak inceleme konusu yapılmıştır. (Bkz: sen.av.tr/tr/makale/anayasa-mahkemesi-genel-kurulunun-bylock-kararlari)