Delil tespiti davasında alınan bilirkişi raporu, asıl davada tek başına hükme esas alınabilir mi? Bu durumun istisnası veya koşulları var mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #85081

Kural olarak tek başına hükme esas alınamaz. Delil tespiti, mevcut bir delilin kaybolmasını veya ileride ileri sürülmesinin zorlaşmasını önlemek amacıyla yapılan geçici bir hukuki korumadır. Tespit sırasında alınan bilirkişi raporu, HMK m. 405 uyarınca asıl davanın eki sayılsa da, bir 'delil takdiri' aracı değil, bir 'delil tespit' aracıdır. Özellikle karşı tarafın yokluğunda yapılmış ve sonradan itiraza uğramışsa, mahkemenin asıl dava sırasında yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapması gerekir. Ancak, her iki tarafın da katıldığı, itirazların sunulup tartışıldığı ve raporun yeterince aydınlatıcı olduğu durumlarda, mahkeme, takdir hakkı çerçevesinde ve başkaca bir incelemeye gerek duymadan bu rapora dayanarak karar verebilir. Ancak bu durum hakimin takdirindedir ve tek taraflı raporlar için geçerli değildir. (Bkz: Yargıtay 6. HD, E: 2015/5944 K: 2016/3155, barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-405-tutanak-ve-diger-belgeler.html)