Edimin ifasına fesat karıştırma suçundan (TCK m. 236) yargılanan bir kamu görevlisi hakkında, 3628 sayılı Kanun uyarınca doğrudan soruşturma yapılmaktadır. Ancak, bu kamu görevlisi aynı zamanda bir 'müsteşar, vali veya kaymakam' ise, soruşturma usulünde bir değişiklik olur mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84976

Evet, soruşturma usulünde önemli bir değişiklik olur. 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 17. maddesi, bu kanunda sayılan suçlar (rüşvet, irtikap, zimmet, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma vb.) için, failler kamu görevlisi olsa bile, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un uygulanmayacağını ve soruşturmanın doğrudan Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılacağını düzenleyerek genel kuralı belirler. Ancak, aynı maddenin ikinci fıkrası bu kurala önemli bir istisna getirir: 'Müsteşarlar, valiler ve kaymakamlar hakkında yapılacak soruşturma için Başbakandan (güncel uygulama: Cumhurbaşkanı veya ilgili Bakan), merkezde görevli memurlar hakkında ise genel müdür veya daha üstü amirlerden izin alınır.' Bu hüküm, 2016 yılı öncesi uygulamayı yansıtmaktadır. Güncel mevzuata göre, bu üst düzey kamu görevlileri hakkındaki soruşturmalar, 4483 sayılı Kanun'a tabi olmasalar bile, özel izin mekanizmalarına veya özel soruşturma usullerine tabi olabilirler. Dolayısıyla, evet, suç TCK m. 236 olsa bile, failin vali veya kaymakam gibi üst düzey bir yönetici olması durumunda, genel doğrudan soruşturma usulünden ayrılarak, haklarında özel kanunlarda veya 3628 sayılı Kanun'da belirtilen özel izin usulünün uygulanması gerekir.