HMK m. 142'nin gerekçesinde, bu maddenin 'adaleti zedeleyici bir durumun önüne geçilmesi' amacıyla düzenlendiği belirtilmiştir. Bir davanın, yıllarca süren delil toplama sürecinden sonra, en başta incelenebilecek bir zamanaşımı def'i nedeniyle reddedilmesi, 'adaleti' nasıl zedeler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84962

Bu durum, adaleti birkaç yönden zedeler: 1) Zaman Adaleti (Makul Sürede Yargılanma Hakkı): Adaletin gecikmesi, adaletsizliğin bir türüdür. Yıllarca süren bir yargılama sonunda, davanın en başında çözülebilecek bir usuli nedenle reddedilmesi, tarafların yıllarca boş yere beklemesine, belirsizlik içinde yaşamasına neden olur. Bu, makul sürede yargılanma hakkının (Anayasa m. 36) ihlalidir. 2) Ekonomik Adalet (Usul Ekonomisi): Yıllar süren yargılama, taraflar için vekalet ücreti, bilirkişi masrafı, keşif harcı gibi çok ciddi maliyetler anlamına gelir. Sonunda davanın esasına girilmeden reddedilmesi, bu masrafların boşa yapılması demektir. Bu, hem taraflar hem de devlet için kaynak israfıdır. 3) Hukuki Güven ve Öngörülebilirlik: Taraflar, bir davanın makul ve öngörülebilir bir usuli sıra içinde ilerlemesini beklerler. Yargılamanın sonunda, en başa dönülerek bir karar verilmesi, yargılama sürecine olan güveni sarsar ve hukuki öngörülebilirliği ortadan kaldırır. Kişiler, 'davam yıllarca sürebilir ve sonunda en baştaki bir nedenle reddedilebilir' endişesiyle hak aramaktan çekinebilirler. HMK m. 142, bu zedeleyici durumları önleyerek, yargılamanın daha adil ve etkin yürümesini sağlamayı amaçlar.