İmar kirliliği suçunda (TCK m. 184), ruhsata aykırı bir balkon kapatma eyleminin, 'binanın taşıyıcı unsurunu etkilemediği' bilirkişi raporuyla tespit edilirse, bu durumun suçun unsurları açısından sonucu ne olur? YCGK'nın 2018/503 sayılı kararında bu kritere neden önem verilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84952

Eğer eylemin, binanın taşıyıcı unsurunu etkilemediği bir bilirkişi raporuyla tespit edilirse, bu durum eylemin TCK m. 184 kapsamında 'bina yapma' suçu olarak nitelendirilmesini zorlaştırır ve genellikle suçun oluşmadığı yönünde güçlü bir karine teşkil eder. YCGK kararında ve Yargıtay uygulamalarında bu kritere önem verilmesinin sebebi şudur: Mevcut bir binada yapılan bir değişikliğin, yeni bir 'bina' yapımıyla eşdeğer bir hukuki sonuç doğurabilmesi için, ya İmar Kanunu m. 5'teki bina tanımına uyan yeni ve bağımsız bir bölüm oluşturması ya da binanın kendisinin temel yapısını, statiğini ve güvenliğini etkileyen 'esaslı bir tadilat' niteliğinde olması gerekir. Binanın taşıyıcı sistemine müdahale etmek, en temel esaslı tadilat halidir. Eğer yapılan değişiklik (örneğin PVC doğrama ile balkon kapatma) binanın taşıyıcı sistemine dokunmuyorsa, bu genellikle basit bir tadilat olarak kabul edilir. Bu tür basit tadilatlar, İmar Kanunu açısından idari yaptırım gerektirse de, TCK m. 184'ün aradığı ağırlıkta bir fiil olarak görülmez ve ceza sorumluluğunu doğurmaz. Bu nedenle, taşıyıcı unsurun etkilenip etkilenmediğinin tespiti, suçun vasıflandırılmasında kilit rol oynar.