İmar kirliliği suçunda, bilirkişi raporunda 'sanık lehine yoğunluk fazlalığı sağlandığı' tespit edilmesine rağmen, aynı raporda eylemin TCK m. 184 yönünden 'bina niteliğinde olmaması nedeniyle' suç oluşturmadığı görüşüne yer verilmiştir. Bu iki tespit arasındaki görünürdeki çelişkiyi, TCK m. 184 ile İmar Kanunu arasındaki farkı gözeterek açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84921

Bu iki tespit arasında bir çelişki yoktur; aksine, iki kanun arasındaki ayrımı yansıtmaktadır. 'Yoğunluk fazlalığı' veya 'ilave kullanım alanı kazanılması', 3194 sayılı İmar Kanunu açısından bir aykırılık ve idari yaptırım (yıkım, para cezası) sebebidir. İmar Hukuku, yapıların kapladığı alan ve hacimle ilgilenir. Bilirkişinin bu tespiti, eylemin İmar Kanunu'na aykırı olduğunu gösterir. Ancak, TCK m. 184, bir ceza hukuku normudur ve uygulama alanı daha dardır. Bu madde, her türlü imara aykırılığı değil, sadece ruhsatsız veya ruhsata aykırı 'bina' yapımını suç sayar. YCGK'nın 2018/503 sayılı kararında da belirtildiği gibi, mevcut bir binanın balkonunu kapatarak ilave alan kazanmak, yeni ve 'kendi başına kullanılabilen' bir 'bina' yapmak anlamına gelmez. Bu, mevcut bina içinde bir 'tadilat' veya 'yapı' niteliğindedir. Dolayısıyla bilirkişi, eylemin İmar Kanunu açısından 'yoğunluk artışı' sağlayan bir aykırılık olduğunu, ancak Ceza Kanunu'nun aradığı 'bina yapma' suçunun unsurlarını taşımadığını belirterek, iki farklı hukuki disiplin açısından tutarlı bir değerlendirme yapmıştır.