Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/622 sayılı kararında, babaları tarafından açılan bir dava ile soyadları değişen reşit olmayan çocukların, reşit olduktan sonra TMK m. 27'ye dayanarak yeniden soyadı değiştirme davası açabilecekleri kabul edilmiştir. Bu kararın temelindeki hukuki mantık nedir? 'Şahsa sıkı sıkıya bağlı hak' kavramı bu yorumu nasıl etkilemiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84892

Bu kararın temelindeki hukuki mantık, ad ve soyadı üzerindeki hakkın 'şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak' olması ve 'hak arama özgürlüğü'nün engellenemeyeceğidir. Şahsa sıkı sıkıya bağlı haklar, kişinin sadece kendisinin kullanabileceği, başkasına devredilemeyen ve yasal temsilci aracılığıyla kullanılamayan haklardır. Adın değiştirilmesi de bu niteliktedir. Reşit olmayan bir çocuk adına velisi tarafından dava açılsa bile, bu çocuğun kendi iradesiyle kullandığı bir hak değildir. YHGK'ya göre, reşit olmayan çocukların, babalarının değiştirdiği soyadını reşit olana kadar kullanmaları bir zorunluluktur. Ancak reşit olduktan sonra, kendi iradeleriyle, şahsa sıkı sıkıya bağlı olan bu hakkı kullanma ehliyetini kazanırlar. Babaları tarafından açılan dava, onların hak arama özgürlüğünü tüketmez. Reşit olduktan sonra, kendileri için haklı bir sebep (örneğin babalarıyla ilişkilerinin bozulması, o soyadını benimsememeleri) varsa, TMK m. 27'ye dayanarak soyadlarının değiştirilmesini isteme hakları doğar. Aksi bir yorum, kişinin en temel kişilik haklarından biri olan adını seçme ve değiştirme hakkını, kendi iradesi dışında gerçekleşen bir işlemle ortadan kaldırmak anlamına gelir ki bu, adil yargılanma ve hak arama özgürlüğü ilkelerine aykırı olur.