Bir davada, davalılardan birinin 24.07.2014 tarihinde öldüğü, ancak mahkemenin bu durumu fark etmeden ölü kişi adına da hüküm kurduğu anlaşılmıştır. Yargıtay 15. HD'nin 2017/1573 K. sayılı kararında, ölen davalının mirasçılarının temyiz dilekçesi ekinde 'mirası ret' ile ilgili belgeler sunduğu belirtilmiştir. Bu durum, mahkemenin bozma sonrası yapacağı yargılamayı nasıl etkiler?
Bu durum, mahkemenin bozma sonrası yapacağı yargılamayı önemli ölçüde etkiler. Mahkemenin öncelikle, Yargıtay'ın bozma kararı uyarınca ölen davalının mirasçılarını tespit ederek taraf teşkilini sağlaması gerekir. Ancak bu süreçte, temyiz dilekçesi ekinde sunulan 'mirası ret' belgelerini de dikkate almalıdır. Mahkeme, bu belgelerin (Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilmiş kesinleşmiş ret kararı) usulüne uygun ve geçerli olup olmadığını incelemelidir. Eğer belgeler geçerliyse, mirası reddeden mirasçıların artık davada taraf sıfatı kalmamıştır. Mahkeme, bu mirasçılar yönünden davayı 'pasif husumet ehliyeti yokluğu' nedeniyle reddetmeli ve yargılamaya sadece mirası reddetmeyen diğer mirasçılarla devam etmelidir. Eğer tüm mirasçılar mirası reddetmişse, tereke iflas hükümlerine göre tasfiye edileceğinden, davanın tasfiye idaresine yöneltilmesi gerekip gerekmediği değerlendirilmelidir. Kısacası, mirası ret belgeleri, taraf teşkilinin kimler üzerinden sağlanacağını doğrudan belirleyen kritik öneme sahip delillerdir.