Bir icra takibinde, haczedilen bir malın satışı sırasında, icra müdürü bilerek en yüksek teklifi vereni değil de daha düşük teklif veren bir yakınına satışı yapmıştır. Bu eylem İİK m. 11'e göre hükümsüzdür. Peki, bu eylem aynı zamanda TCK açısından bir suç teşkil eder mi? Eğer evetse, hangi suç veya suçlar oluşabilir?
Evet, bu eylem TCK açısından suç teşkil eder. İİK m. 11'e göre satışın hükümsüz olması, eylemin hukuki yaptırımıdır; ancak bu durum cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz. İcra müdürü bir 'kamu görevlisi'dir. Haczedilen mal, kendisine emanet edilmiş bir maldır ve satışı da görevinin bir parçasıdır. Bilerek, en yüksek teklifi verene değil de daha düşük teklif veren bir yakınına satarak, hem kamunun (alacaklının alacağını tam alamaması) hem de borçlunun (malının değerinden daha aza satılması) zararına, yakınına ise haksız bir menfaat sağlamaktadır. Bu eylem, tipik olarak TCK m. 257'de düzenlenen 'görevi kötüye kullanma' suçunu oluşturur. Eğer icra müdürü bu işlemi yaparken yakınıyla menfaat birliği içindeyse veya ondan bir çıkar sağlamışsa, eylemin niteliğine göre 'irtikap' (TCK m. 250) veya 'rüşvet' (TCK m. 252) suçları da gündeme gelebilir. Dolayısıyla, icra müdürü hem disiplin sorumluluğu hem hukuki sorumluluk (tazminat) hem de cezai sorumlulukla karşı karşıya kalır.