HMK m. 189/2'deki 'hukuka aykırı delil' yasağı ile CMK'daki delil yasakları arasında, Anayasa'nın 38/6. maddesi ('Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.') açısından bir fark var mıdır? Yargıtay 3. HD'nin 2017/2577 K. sayılı kararında bu Anayasal kuralın hukuk yargılaması için de geçerli olduğu nasıl gerekçelendirilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84883

Anayasa m. 38/6'daki kural, her ne kadar ceza yargılamasına ilişkin hükümler arasında yer alsa da, Yargıtay ve doktrin tarafından 'adil yargılanma hakkı'nın temel bir unsuru olarak kabul edilmekte ve bu nedenle sadece ceza yargılamasıyla sınırlı görülmemektedir. HMK m. 189/2, bu Anayasal ilkenin hukuk yargılamasındaki yasal karşılığıdır. Aralarında temel bir fark yoktur; her ikisi de hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin ispat aracı olarak kullanılamayacağını belirtir. Yargıtay'ın anılan kararında da, HMK öncesi dönemde dahi bu Anayasal kuralın hukuk yargılaması için geçerli olduğu kabul edilmekteydi. Gerekçesi şudur: Anayasa, normlar hiyerarşisinin tepesindedir ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin hükümleri tüm yargı kollarını bağlar. Özel hayatın gizliliği, haberleşme hürriyeti gibi temel hakları ihlal ederek delil elde etmek, Anayasa'nın ruhuna ve hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Bu nedenle, Anayasa'nın 38/6. maddesindeki yasak, ceza yargılamasına özgü bir kural değil, tüm yargılamalar için geçerli olan evrensel bir hukuk ilkesidir. HMK m. 189/2, bu evrensel ilkeyi Medeni Usul Hukuku alanında somutlaştırmıştır.