7418 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle TCK'ya eklenen m. 217/A'da düzenlenen 'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçunun manevi unsuru 'özel kast' olarak tanımlanmıştır. Failin 'sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle' hareket etmesi şartı, bu suçun 'olası kast' ile işlenmesine engel teşkil eder mi? Tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84881

Evet, bu şart suçun olası kastla işlenmesine engel teşkil eder. Ceza hukukunda 'saik' (amaç, güdü) ile 'kast' farklı kavramlardır. Kast, bilme ve isteme unsurlarından oluşur. Özel kast ise, failin fiili işlerken belirli bir amacı veya saiki taşımasını gerektirir. Olası kastta (TCK m. 21/2) ise fail, neticenin meydana gelebileceğini öngörmesine rağmen 'olursa olsun' diyerek fiili işler; burada neticeyi isteme değil, kabullenme vardır. TCK m. 217/A, failin amacının 'sırf' halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak olmasını, yani bu özel saikle hareket etmesini aramaktadır. Bu, doğrudan bu neticeye yönelik bir iradeyi gerektirir. Olası kasttaki 'olursa olsun' şeklindeki kayıtsızlık hali, kanunun aradığı bu 'sırf' bu amaçla hareket etme unsurunu karşılamaz. Özel kast aranan suçlarda, failin belirli bir amaca yönelmiş olması gerektiğinden, neticeyi sadece kabullenerek hareket ettiği olası kast durumları suçun manevi unsurunu oluşturmaz. Dolayısıyla, bu suç olası kastla işlenemez; failin doğrudan ve sadece bu özel saikle hareket ettiğinin ispatı gerekir.