Kasten öldürme suçunda, sanığın eylemini 'maktulün kendisine hakaret edip bıçakla saldırmasına sinirlenerek' işlediği kabul edilmiştir. Bu durumda, sanığın cezai sorumluluğunu etkileyen 'haksız tahrik' (TCK m. 29) ile 'meşru savunma' (TCK m. 25) kurumları arasındaki temel fark nedir? Neden olayda meşru savunma değil de haksız tahrik uygulanmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84854

Meşru savunma ile haksız tahrik arasındaki temel fark, saldırı ile savunma arasındaki zamanlama ve orantıdır. Meşru savunma (TCK m. 25), bir kimsenin kendisine veya başkasına yönelmiş, gerçekleşen veya gerçekleşmesi kesin olan haksız bir saldırıyı, o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı bir şekilde defetmesi zorunluluğudur. Meşru savunma bir hukuka uygunluk nedenidir ve failin eylemini suç olmaktan çıkarır, faile ceza verilmez. Haksız tahrik (TCK m. 29) ise, failin, haksız bir fiilin yarattığı hiddet veya şiddetli elem altında suç işlemesidir. Bu bir hukuka uygunluk nedeni değil, kusurluluğu azaltan bir nedendir ve cezada indirim yapılmasını gerektirir. YCGK E. 2017/659 sayılı karara konu olayda, maktulün bıçakla saldırması bir 'haksız saldırı'dır. Ancak sanık, maktulün elinden bıçağı aldıktan sonra, yani saldırı tehlikesi geçtiği veya en azından azaldığı bir anda, maktule 23 kez bıçak saplamıştır. Bu durum, 'savunma' sınırlarının aşılması anlamına gelir. Saldırıyı defetmek için gerekli ve orantılı bir karşılık söz konusu değildir. Bu nedenle, olayda meşru savunma koşulları oluşmamıştır. Ancak, maktulün başlattığı haksız saldırının sanıkta yarattığı 'hiddet' altında eylemin işlendiği kabul edildiği için, haksız tahrik hükümleri uygulanmıştır.