Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 2016/4538 sayılı kararında, başvuranın 'uzun ve okuması zor olan soyadını' değiştirmek istemesi haklı bir sebep olarak kabul edilmiştir. Bu kararı, TMK m. 27'deki 'haklı sebep' kavramının sübjektif niteliği açısından değerlendiriniz. Bir ismin veya soyadın 'zor' olması nasıl objektifleştirilebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84847

Bu karar, TMK m. 27'deki 'haklı sebep' kavramının sadece objektif (gülünç, ahlaka aykırı vb.) değil, aynı zamanda kişinin kendi yaşamını ve sosyal ilişkilerini etkileyen sübjektif gerekçeleri de kapsadığını gösteren tipik bir örnektir. Bir soyadının 'uzun ve okuması zor' olması, kişinin günlük yaşamında, resmi işlemlerde, sosyal ve ticari ilişkilerde sürekli olarak zorluk yaşamasına, ismini tekrar tekrar kodlamak zorunda kalmasına, yanlış yazılmasına ve bu durumun zamanla bir külfete ve psikolojik bir rahatsızlığa dönüşmesine neden olabilir. Bu, tamamen kişinin kendi algısına ve yaşadığı zorluklara dayalı sübjektif bir sebeptir. Bu sübjektif sebebin mahkeme tarafından objektifleştirilmesi, davacının beyanlarının samimiyeti, tanıkların bu zorluğa ilişkin gözlemleri (örneğin, 'Evet, ismini söylerken hep zorlanır, kimse doğru yazamaz' gibi beyanlar) ve ismin yapısı (çok sayıda sessiz harfin yan yana gelmesi, alışılmadık harf dizilimleri vb.) gibi unsurların birlikte değerlendirilmesiyle olur. Yargıtay, kişinin ismini bir yük olarak görmesi ve bu durumun hayatını kolaylaştırma arzusunun, başkasına zarar vermediği sürece, haklı bir sebep teşkil ettiğini kabul etmektedir.