Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/503 sayılı kararında tartışıldığı üzere, imar kirliliğine neden olma suçunda (TCK m. 184), failin ruhsata aykırı eylemi 'bina' değil de sadece 'yapı' niteliğinde ise, bu durum failin tamamen sorumsuz kalacağı anlamına mı gelir? Bu durumda hangi kanun ve maddeler devreye girer?
Hayır, failin tamamen sorumsuz kalacağı anlamına gelmez. Bu durum, sadece TCK m. 184 kapsamında cezai sorumluluğunun doğmayacağı anlamına gelir. YCGK kararında da belirtildiği gibi, TCK m. 184 sadece 'bina' yapımını suç olarak tanımlamıştır. Eğer eylem 'bina' değil, 'yapı' (örneğin ruhsata aykırı bir balkon kapatma, istinat duvarı) niteliğindeyse, ceza hukuku alanından çıkılır ancak idare hukuku alanındaki sorumluluk devam eder. Bu durumda 3194 sayılı İmar Kanunu'nun ilgili hükümleri devreye girer. İmar Kanunu m. 32 uyarınca, ilgili idare (belediye veya valilik) ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapıyı mühürleyerek inşaatı durdurur, yapı sahibine yapıyı ruhsata uygun hale getirmesi için süre verir, bu yapılmazsa yapı hakkında 'yıkım kararı' alır. Ayrıca, İmar Kanunu m. 42 uyarınca, yapı sahibine eylemin niteliğine göre değişen miktarlarda 'idari para cezası' uygulanır. Dolayısıyla fail, hapis cezası almasa da yıkım ve para cezası gibi ciddi idari yaptırımlarla karşı karşıya kalır.