Bir taşınmaz davasında, yargılama sırasında davacının akli melekelerinin yerinde olmadığı ve vasi tayini gerektiği yönünde bir sağlık kurulu raporu dosyaya sunulmuştur. Mahkemenin bu durumu göz ardı ederek davanın esası hakkında karar vermesi usulen doğru mudur? HMK ve Yargıtay uygulamalarına göre mahkemenin izlemesi gereken yol nedir?
Usulen doğru değildir. Dava ehliyeti, HMK m. 51 uyarınca bir dava şartıdır ve mahkeme tarafından davanın her aşamasında re'sen gözetilir. Yargılama sırasında bir tarafın dava ehliyetini kaybettiğine dair ciddi bir şüphe (sağlık kurulu raporu gibi) ortaya çıkarsa, mahkeme bu hususu görmezden gelemez. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2016/8836 sayılı kararında da belirtildiği gibi, mahkemenin izlemesi gereken yol şudur: 1) Öncelikle, TMK m. 404/2 uyarınca durumu derhal yetkili vesayet makamına (Sulh Hukuk Mahkemesi) bildirmelidir. 2) HMK m. 56 uyarınca, vesayet altına alınma işlemi hakkında kesin bir karar verilinceye kadar yargılamayı ertelemelidir. 3) Vesayet makamınca kişiye bir vasi atanırsa, bu durum dava şartı olan kanuni temsil eksikliğini giderir. Mahkeme, atanan vasiye davayı tebliğ ederek ve vasinin TMK m. 462/8 uyarınca davayı takip için sulh hukuk mahkemesinden izin almasını sağlayarak yargılamaya devam etmelidir. Bu usuli işlemler tamamlanmadan davanın esası hakkında karar verilmesi, dava şartı eksikliğiyle ve hukuki dinlenilme hakkının ihlaliyle maluldür ve bozma sebebidir.