HMK m. 138, mahkemenin dava şartları ve ilk itirazlar hakkında 'dosya üzerinden' karar verebileceğini düzenlemektedir. Ancak Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2017/1217 sayılı kararında, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden görevsizlik kararı verilmesi neden bozulmuştur? Bu iki durum arasındaki çelişki nasıl açıklanabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84806

İlk bakışta bir çelişki gibi görünse de, iki hüküm birbirini tamamlar niteliktedir. HMK m. 138'in mahkemeye 'dosya üzerinden' karar verme yetkisi tanıması, 'ön inceleme duruşması yapmadan' karar verebileceği anlamına gelir, yoksa 'dilekçeler teatisini tamamlamadan' karar verebileceği anlamına gelmez. HMK m. 137/1, ön incelemenin 'dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra' yapılacağını açıkça belirtir. Bu, yargılamanın temelini oluşturan iddia ve savunmanın tam olarak ortaya konulması için zorunludur. Yargıtay'ın anılan kararında bozma sebebi, mahkemenin görevsizlik gibi bir dava şartını incelemesi değil, bunu davalıya dava dilekçesini tebliğ edip cevap hakkı tanımadan, yani dilekçeler teatisi aşamasını tamamlamadan yapmasıdır. Bu durum, davalının hukuki dinlenilme hakkını (HMK m. 27) ve savunma hakkını ihlal eder. Doğru usul, dava dilekçesinin davalıya tebliği, cevap süresinin beklenmesi ve dilekçeler teatisi tamamlandıktan sonra, mahkemenin ön inceleme aşamasında, gerekirse duruşma yapmadan dosya üzerinden dava şartlarını inceleyerek karar vermesidir.