HMK m. 190'a göre ispat yükü, kural olarak, iddia ettiği vakıadan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bir menfi tespit davasında, davacı (borçlu) borçlu olmadığının tespitini ister. Davalı (alacaklı) ise bir sözleşmeye dayanarak alacaklı olduğunu savunur. Bu durumda, sözleşmenin varlığını ispat yükü kime aittir? Yargıtay 6. HD'nin 2015/6417 K. sayılı kararını referans alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84803

Menfi tespit davasında ispat yükü, hukuki ilişkinin (örneğin sözleşmenin) varlığını veya yokluğunu kimin iddia ettiğine göre değişir. Eğer davacı (borçlu), davalının iddia ettiği bir hukuki ilişkinin (örneğin bir kira sözleşmesinin) hiç kurulmadığını ileri sürüyorsa, davalı (alacaklı) bu hukuki ilişkinin varlığını ispat etmekle yükümlüdür. Çünkü alacak hakkı, o hukuki ilişkinin varlığına dayanmaktadır ve HMK m. 190 gereği, bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran davalıdır. Yargıtay 6. HD'nin anılan kararında da, davacı borçlu kira ilişkisini kabul etmemiş, davalı alacaklı ise sözlü bir kira ilişkisine dayanmıştır. Bu durumda, kira sözleşmesinin varlığını ispat külfeti davalı alacaklıya aittir. Davalı bu ilişkiyi yasal delillerle (yıllık kira bedeli senetle ispat sınırını aşıyorsa yazılı delille) ispatlayamazsa, davacının borçlu olmadığı kabul edilir ve menfi tespit davasının kabulü gerekir.