765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK'nın dava zamanaşımını kesen sebepleri (m.104 ve m.67) arasında ne gibi temel farklar vardır? Bu farklar, lehe kanun uygulamasında sanığın durumunu nasıl etkileyebilir?
İki kanun arasında zamanaşımını kesen sebepler açısından önemli farklar vardır. 765 sayılı TCK m. 104, zamanaşımını kesen sebepleri daha sınırlı ve spesifik olarak saymıştır: mahkumiyet hükmü, yakalama, tevkif, celp, ihzar müzekkereleri, sanığın sorguya çekilmesi, son tahkikatın açılması kararı veya iddianame. 5237 sayılı TCK m. 67 ise daha genel ve kapsamlı bir düzenleme getirmiştir. Bu maddeye göre, şüpheli veya sanıklardan birinin savcı veya hakim huzurunda ifadesinin alınması/sorgusunun yapılması, bir suçtan dolayı tutuklama kararı verilmesi, suçla ilgili iddianame düzenlenmesi ve sanıklardan bir kısmı hakkında bile olsa mahkumiyet kararı verilmesi zamanaşımını keser. En önemli farklardan biri, 5237 sayılı TCK'da 'iddianamenin düzenlenmesi'nin kesme sebebi sayılmasıdır. Bu, iddianamenin kabulünü beklemeden, düzenlendiği anda zamanaşımını kesmesi anlamına gelir ve 765 s. TCK'ya göre zamanaşımını daha erken bir aşamada keser. Lehe kanun uygulamasında, eğer bir fiil 765 s. TCK'ya göre zamanaşımına uğramış, ancak 5237 s. TCK'daki yeni kesme sebepleri (örn: iddianamenin düzenlenmesi) nedeniyle zamanaşımına uğramamışsa, sanık lehine olan 765 s. TCK hükümleri uygulanarak davanın düşmesine karar verilebilir. Kül halinde değerlendirme bu noktada kritik önem taşır.