HMK m. 189/2 uyarınca hukuka aykırı delillerin dikkate alınamayacağı kuralı, boşanma davalarında mutlak olarak mı uygulanır? Özel hayatın gizliliğini ihlal eden bir delilin, daha üstün bir hakkın korunması amacıyla sunulması durumunda mahkeme bu delili değerlendirebilir mi? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84794

HMK m. 189/2'deki yasak kural olarak mutlaktır. Yargıtay, özellikle boşanma davalarında, bir eşin diğer eşin özel hayatına (telefon görüşmeleri, mesajlar, günlükler vb.) gizlice müdahale ederek elde ettiği delilleri istikrarlı bir şekilde hukuka aykırı kabul etmekte ve hükme esas almamaktadır. Ancak, bu kuralın çok istisnai durumlarda esnetilebileceğine dair tartışmalar ve farklı Yargıtay kararları mevcuttur. Bu istisnai yaklaşımın temelinde 'hakkın kötüye kullanılması yasağı' ve 'delilin elde ediliş şekli' yatar. Eğer delil, sistematik bir takip ve planlama ile değil, tesadüfen ele geçirilmişse ve evlilik birliği içinde eşlerin birbirine karşı özel hayat alanının daha dar olduğu kabulüyle, aldatma gibi evlilik birliğinin temelini sarsan bir eylemin başka türlü ispatı mümkün değilse, bazı kararlarda bu tür delillerin değerlendirilebildiği görülmüştür. Ancak bu, çok dar yorumlanan bir istisnadır. Genel ve baskın eğilim, özel hayatın gizliliğinin daha üstün bir hak olduğu ve bu yolla elde edilen delillerin, içeriği ne olursa olsun, yargılamada kullanılamayacağı yönündedir. (Örn: Yargıtay 2. HD, E. 2016/15160, K. 2018/4145).