HMK m. 142'nin gerekçesinde belirtilen, 'birkaç yıl süren usul işlemlerinden sonra sadece hak düşürücü süre veya zamanaşımı yönünden karar verilmesi' uygulamasını eleştirerek, bu maddenin usul ekonomisi ilkesine katkısını açıklayınız.
HMK m. 142 öncesindeki uygulamada, mahkemeler genellikle davanın tüm aşamalarını tamamlar, tüm delilleri toplar (tanık dinleme, bilirkişi raporu, keşif vb.) ve yıllar süren yargılamanın sonunda, davalının en başta ileri sürdüğü zamanaşımı def'ini veya mahkemenin re'sen dikkate alması gereken hak düşürücü süreyi inceleyerek davayı bu usuli sebepten reddedebiliyordu. Bu durum, hem taraflar hem de mahkeme için büyük bir zaman, emek ve masraf israfına yol açıyordu ve adalete olan güveni sarsıyordu. HMK m. 142, bu sorunu çözmek için getirilmiştir. Bu madde, hak düşürücü süre ve zamanaşımı gibi davanın esasına girilmesini tamamen engelleyebilecek usuli sorunların, tahkikat aşamasına geçilmeden, ön incelemeden hemen sonra karara bağlanmasını emrederek 'usul ekonomisi' (HMK m. 30) ilkesine hizmet eder. Eğer dava en başında bu sebeplerden reddedilecekse, yıllarca sürecek tahkikat külfetine katlanmanın bir anlamı yoktur. Bu sayede, yargılama süreci kısalır ve adalet daha hızlı tecelli eder.