HMK m. 142 ve HMK m. 18'e göre, icra mahkemesine yapılan şikayetler ve itirazlar 'ivedi işlerden' sayılır ve 'basit yargılama usulü' uygulanır. Bu usulün, yazılı yargılama usulünden temel farkları nelerdir ve bu tercih, icra hukukundaki uyuşmazlıkların niteliğiyle nasıl örtüşmektedir?
Basit yargılama usulünün (HMK m. 316 vd.) yazılı yargılama usulünden temel farkları şunlardır: 1) Dilekçeler teatisi daha kısadır; dava ve cevap dilekçesi olmak üzere tek bir dilekçe teatisi vardır, replik ve düplik aşamaları yoktur. 2) İddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı, dava ve cevap dilekçelerinin verilmesiyle başlar (HMK m. 319). 3) Mahkeme, ön inceleme ve tahkikat işlemlerini tek bir duruşmada birleştirebilir (HMK m. 320). 4) Mahkeme, taraflar gelmese bile dosyayı karara bağlayabilir. İcra hukukundaki uyuşmazlıkların bu usule tabi olması, nitelikleriyle örtüşmektedir. İcra takipleri, alacakların hızla tahsilini amaçlar. Bu süreci etkileyen şikayet ve itirazların da aynı hızla çözümlenmesi gerekir. Bu uyuşmazlıklar genellikle karmaşık olmayan, daha çok şekli ve usule ilişkin konulardır. Bu nedenle, daha süratli ve daha az formaliteli olan basit yargılama usulünün benimsenmesi, icra takibinin sürüncemede kalmasını önlemeyi ve alacaklının hakkına bir an önce kavuşmasını sağlamayı amaçlayan 'usul ekonomisi' ilkesinin bir gereğidir.