5237 sayılı TCK m. 66/5'e göre, yargılamanın yenilenmesi gibi 'tekrar yargılamayı gerektiren hallerde' dava zamanaşımı, talebin kabul edildiği tarihten itibaren 'yeni baştan' işlemeye başlar. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.11.2011 tarihli, 2011/4-203 E. sayılı kararında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı üzerine yapılan incelemede bu kural nasıl yorumlanmıştır? Onama kararı ile CGK'nın karar tarihi arasında geçen süre zamanaşımı hesabına dahil edilir mi?
YCGK, anılan kararında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının (CMK m. 308) 5271 sayılı CMK'da bir 'olağanüstü kanun yolu' olarak düzenlendiğini vurgulamıştır. Bir hüküm, olağan kanun yolları (istinaf/temyiz) tüketilip onandığında kesinleşir ve o ana kadar işleyen dava zamanaşımı durur. Başsavcılık itirazı, bu kesinleşmiş hükme karşı yapılan bir başvurudur. YCGK'ya göre, itiraz kabul edilip dosya yeniden 'derdest' hale gelene kadar zamanaşımı işlemez. Dolayısıyla, Özel Daire'nin onama kararıyla hükmün kesinleştiği tarih ile Ceza Genel Kurulu'nun itirazı kabul ederek dosyayı yeniden ele aldığı tarih arasında geçen süre, dava zamanaşımı hesabında dikkate alınmaz. Zamanaşımı, CGK'nın itirazı kabul ettiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. Kararda, aksi bir kabulün, kesinleşmiş hükümlerin yıllar sonra itiraz yoluyla bozulup zamanaşımından düşürülmesine yol açacağı ve bunun hukuki güvenlik ile adalet ilkelerini zedeleyeceği belirtilmiştir. Bu yorum, TCK m. 66/5'teki 'talebin kabul edildiği tarihten itibaren' ibaresiyle de uyumludur.