Edimin ifasına fesat karıştırma suçunda (TCK m. 236), eylemin 'hileli' olarak yapılması şartı ne anlama gelmektedir? Bir yapım ihalesinde, eserin sözleşmedeki niteliklere uygun olmamasına rağmen kabul edilmesi, hangi durumda bu suçu oluşturur, hangi durumda sadece bir sözleşmeye aykırılık olarak kalır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84766

TCK m. 236/2'de belirtilen 'hileli olarak yapılması' şartı, suçun kurucu unsurudur. Hile, bir kimseyi aldatmak, yanıltmak amacıyla yapılan düzen, oyun ve aldatıcı davranışlardır. Bu, icrai bir davranışla (sahte belge düzenlemek, ölçümlerde oynamak vb.) olabileceği gibi, denetimle görevli kamu görevlisinin fark ettiği bir ayıbı veya eksiği bilerek görmezden gelmesi gibi ihmali bir davranışla da olabilir. Bir yapım ihalesinde, eserin sözleşmedeki niteliklere uygun olmamasına rağmen kabul edilmesi, eğer bu kabul işlemi, yüklenicinin veya denetim görevlisinin, idareyi (veya nihai karar vericileri) yanıltmaya yönelik aldatıcı eylemleriyle gerçekleşmişse TCK m. 236 kapsamındaki suçu oluşturur. Örneğin, kalitesiz malzemenin kullanıldığını gizlemek için sahte test raporları sunmak, eksik yapılan işi ölçümlerde fazla göstermek gibi. Ancak, uygunsuzluk açıkça ortadaysa ve herhangi bir aldatıcı eylem olmaksızın, sadece denetim görevlisinin ihmali veya dikkatsizliği sonucu kabul edilmişse, bu durum hile unsuru eksik olduğu için edimin ifasına fesat karıştırma suçunu oluşturmaz. Bu durumda, görevi kötüye kullanma (TCK m. 257) suçu veya sözleşmeye aykırılıktan doğan hukuki/idari sorumluluk gündeme gelebilir.