5252 sayılı Kanun'un 9/3. maddesi uyarınca 'lehe kanun' belirlenirken benimsenen 'kül halinde uygulama' ilkesi, dava zamanaşımı açısından nasıl bir sonuç doğurur? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.04.2011 tarihli, 2010/1-245 E. sayılı kararında bu ilke nasıl yorumlanmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #84759

'Kül halinde uygulama' ilkesi, bir suçla ilgili olarak eski ve yeni kanunlar arasında lehe olanı belirlerken, her iki kanunun ilgili tüm hükümlerinin (ceza miktarı, indirim sebepleri, erteleme, zamanaşımı vb.) olaya bir bütün olarak uygulanıp, ortaya çıkan neticelerin birbiriyle karşılaştırılmasını gerektirir. Kanunların lehe olan kısımlarının birleştirildiği bir 'karma uygulama' yapılamaz. Dava zamanaşımı açısından YCGK'nın anılan kararında vurgulandığı üzere; eğer eski kanuna (765 s. TCK) göre dava zamanaşımı süresi dolmuş ve kamu davasının düşmesi gerekiyorsa, yeni kanunun (5237 s. TCK) ceza miktarı gibi başka yönlerden daha lehe olması bir anlam ifade etmez. Zamanaşımının dolması, sanığa ceza verilebilme olanağını tamamen ortadan kaldırdığı için, bu durumda zamanaşımını dolduran kanun (eski kanun) her zaman sanık lehinedir ve kül halinde uygulanarak davanın düşmesine karar verilmesi gerekir.