HMK m. 334, tüzel kişilerden sadece 'kamuya yararlı dernek ve vakıfların' belirli koşullarla adli yardımdan yararlanabileceğini düzenlemektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 20/03/2018 tarihli ve 2017/12909 E. - 2018/2694 K. sayılı ilamında, bir ticaret şirketinin adli yardım talebi neden reddedilmiştir? Bu durum, Anayasa'da güvence altına alınan hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkı bağlamında nasıl değerlendirilebilir?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ilgili kararında HMK m. 334'ün lafzına sıkı sıkıya bağlı kalarak, kanunun adli yardımdan yararlanacak kişileri sınırlı olarak saydığını (numerus clausus) belirtmiştir. Maddenin 1. fıkrası gerçek kişileri, 2. fıkrası ise istisnai olarak kamuya yararlı dernek ve vakıfları kapsamaktadır. Ticaret şirketleri bu sayılanlar arasında yer almadığından, yasa gereği adli yardımdan yararlanmaları mümkün değildir. Bu nedenle talep reddedilmiştir. Anayasal haklar açısından bu durum tartışmalıdır. Bir yandan, adli yardımın sosyal devlet ilkesi gereği mali gücü yetersiz olanları koruma amacı güttüğü ve ticaret şirketlerinin kar amacı güden yapılar olduğu savunulabilir. Diğer yandan, iflas halinde veya mali açıdan son derece zor durumda olan bir ticaret şirketinin, sırf tüzel kişi olması nedeniyle yargılama giderlerini karşılayamaması sonucu hak arama hürriyetinden ve mahkemeye erişim hakkından fiilen mahrum kalması, 'silahların eşitliği' ve 'hakkaniyete uygun yargılanma' ilkelerine aykırılık teşkil edebilir. Nitekim HMK m. 334/2'nin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olması da bu yöndeki tartışmaları desteklemektedir.